Neden Kanser Değiliz ?





Şu anda sahip olduğun 1 milyondan fazla hücren öldü. Ama endişelenme sen kelimenin tam anlamıyla ölümle kaplısın. Ölü şeyler tırnaklar, saçlar, cildinin en dış katmanı, her şeyin ölü hücrelerden oluşuyor. Bu ölü şeyleri sürekli kaybediyorsun. Her hafta derinden 5.5 gram ölü hücre dökülüyor. Ama çoğunlukla yaşayan şeylerden oluşuyoruz. Sen biyolojik bir fırınsın. Nefes almak, düşünmek, hareket etmek ve sıcak kalmak için besin enerjisini kullanıyorsun. Otururken elimizin oluşturduğu ısı bir Starling Motorunu çalıştırabiliyor. Hücreleriniz meşgul ve aktif ve günün her saati milyonlarca ve milyonlarca kez bölünüyorlar. Hücre bölünmesinin akıl yürütme süreci bir DNA kopyalanma işlemidir. Bu işlem 3 milyar nükleotit arasında aynı sıralamada kopyalamayı gerektirir. Neyseki vücudumuz bunu yaparken oldukça mutlu ama kusursuz değiller. Ne zaman vücudumuzda bir hücre bölünmesi gerçekleşse DNA mızı sentezleyen enzimler 120.000 hata yapar. Bu hataların bazıları faydalı çıkarlar, bazıları zararlıdır, bazıları ise nötrdür. Bir fark yaratmazlar. Ama bir hata bir hücrenin DNA sındaki mutasyona bu hücrenin anormal davranmasına neden olursa ve kendi büyümesini teşvik ederken, durması için gelen sinyalleri görmezden gelirse, potansiyel olarak sonsuza kadar çoğalıp başladığı yerden ayrılıp bütün vücuda yayılırsa özel bir hücre tipi haline gelir. Bu tanıma uyan çeşitli kökenlerden ve ortamlardan gelen 200 farklı hastalık keşfedildi. Farklı olmasına rağmen genelde aynı ad ile anılırlar. Kanser.

DNA mutasyonları vücudumuzda rastgele meydana gelir. Ancak aynı zamanda kalıtsal ve çevrenin etkisiyle de olabilir. Örneğin güneşten gelen ultraviyole ışınlara maruz kalmak çeşitli hastalıklara sebep olabilir. Genetik hasarlar da buna dahildir. Eğer ki cilt koruması az ve hiç önlem alınmamışsa bu oldukça ciddi hasarlara sebep olabilir. Bu adam bir kamyoneti yıllardır yüzünün bir tarafı diğerinden daha fazla güneş ışığı alacak şekilde sürmüş. Yine benzer şekilde bu kadın 15 yıl boyunca bir odada sol tarafında bulunan pencereden gelen güneş ışınlarına maruz kaldı. Vücudun maruz kaldığı bu olay ister kanser olsun ister olmasın ciddi bir durumdur. Zürafaların dilleri siyahtır. Çünkü koyu pigmentasyon dillerini bütün gün boyunca güneş ışınlarından korur. Yeteri kadar geriye giderseniz güneş ışınlarının ulaşabileceğinden daha geriye dilleri aslında pembedir. DNA'mıza yönelik çevresel tehlikelerin sayısı ve vücudumuzun DNA'mıza yönelik yaptığı hataların sayısını dikkate aldığımızda hepimizin doğduktan hemen sonra ve sürekli olarak kanser geliştirmemesi inanılmaz birşeydir. Teşekkür etmemiz gereken şeylerden biri vücudumuzun bunu otomatik olarak düzeltmesidir. Birçok sebepten ötürü yaşlanıp ölürüz. Ama kanser söz konusu olduğunda vücudumuzdaki otomatik düzeltmeler telefonumuzdaki otomatik düzeltmeler gibidir.


Özellikle hataların ve mutasyonların zaman içinde birikmesinden dolayı kanserler hala gelişiyor. Dünya üzerindeki sağlık araştırma gruplarının çalışmaları sayesinde bugün kanseri önleme ve kontrol altında tutmakla alakalı ciddi bir ivmelenmeye sahibiz. Aklımız ve modern bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik ilerleme kaydediyor. Özellikle geç etkili hastalıklara karşı ve bu kanser söz konusu olduğunda İngiltere sağlık araştırma grubu çalışmaları gösteriyor ki bundan 40 yıl önce her 4 kişiden 1'i teşhisin ardından 10 yıl ve daha fazla yaşarken bugün bu sayı 4'te 2'dir. Ve inanıyorlar ki önümüzdeki 20 yıl içerisinde bu istatistik 4'te 3 kadar yüksek olabilir.


Her gün daha fazla öğreniyoruz. Süreç yavaş ama istikrarlı. Çünkü kanser tek bir şey değil. Kanserin tek bir tedavisinin olması mümkün değil. Çünkü kanserin 200 farklı türü var ama tespit etmek tedavi etmek veya engellemek için daha iyi yöntemler olacaktır. Gelişmeler her yerden geliyor. Örneğin Büyük Hudron Çarpıştırıcısı sayesinde proton ışınlarını kontrol etmek hakkında öğrendiklerimiz, göz tümörün çıkarılması sırasında ihtiyaç duyulan kalkanların kullanımını azalttı. İstatistiksel bir sürpriz olarak kanserin vücudumuzda daha fazla yaygın olmaması bir bayrak yarışına dahil olduğumuzun işaretidir.


Şimdi sıra bizde...


Kanser hakkında konuşurken genelde savaş dilini kullanırız. Bu bir savaş. Bu bir kavga. Bu kazananlarıyla veya kaybedenleriyle bir savaş değil, bir isyandır. Hepimizin denizde olduğu gerçeğine karşı koyamayız. Biz bir teknedeyiz ve teknemizin gideceği yere kendimiz karar vereceğiz. 






Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Bana Ulaşın

Benimle iletişime geçmek için not bırakmaktan çekinmeyin

Adınız*


Mesajınız*